TOPRAK MUCİZEDİR

TOPRAK MUCİZEDİR

Rahmân, Rahîm Allah Adıyla

Toprak Nedir?: Kayaların parçalanmasından meydana gelen, içinde geniş bir canlılar topluluğu barındıran, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı olan ve katı yer kabuğunun, uzun zaman içerisinde belirli özellikler kazanan en üst kısmını saran doğal, dinamik bir yapıdır. Hava ve Su gibi, canlıların yaşaması için vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur.

Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir. Bir gram toprağın içerisinde milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. Toprağın verimliliğini sağlayan ve humusça zengin olan toprağın 1 cm lik üst tabakasıdır.

Toprak, yaşamdan gelir. Toprakta yaşayan bakteri ve mantar gibi canlılar, ölü organizmaları besin ve toprağın organik maddesi olan humusa dönüştürürler. Toprak canlıdır. Milyonlarca organizmayı içinde barındırır. Toprağın içinde barınan organizmaların çoğu, tıpkı insanlar gibi oksijen soluyup, karbondioksit verirler; yani nefes alırlar. Toprak da doğar ve yaşlanır.

Toprak yaşamın kaynağıdır, tüm bitkileri, ağaçları besler, büyütür ve dünya üzerindeki tüm canlılar için besin kaynağı yapar. Yani, toprak olmasaydı yeryüzünde yaşam da olmazdı.

Öyleyse toprak, su ve hava gibi, tüm canlıların ortaklaşa kullandıkları bir hazinedir aslında. Dünya üzerindeki tüm bitki ve canlıların sürekliliği bu toprak hazinenin varlığına bağlıdır.

Peki, biz bu hazinenin ne kadar farkındayız?

Tüm yeryüzü topraktır, üstü su ve suyun üstü havadır. Tüm canlıları içinde barındıran toprak esastır. İnsan dâhil her canlı, bitki ve ağaçlar topraktan yaratılmıştır. “Allah Âdem’i anasız-babasız topraktan yarattı” 3/59. Her canlının da toprağa, suya ve havaya ihtiyacı vardır. “Rabb’iniz sizin için yeryüzünü bir dinlenme yeri, gökyüzünü de üstünüze bir çatı gibi yaparak oradan su indirmiş ve yerden size rızık olarak meyveler çıkarmıştır. Bunlar gibi binlerce mucizeleri gördüğünüz ve idrak ettiğiniz hâlde bile bile Allah’a ortaklar koşmayınız.” 2/22. İnsan için en büyük tehlike kendisini Yaratan Allah’a eş koçmasıdır. Sonucu çok vahim olan bu tehlikeye karşı Allah tüm elçileri vasıtasıyla insanoğullarını uyarmıştır. Fakat bu uyarılar insanın bir kulağından girmiş öbür kulağından çıkmıştır. Sözde 57 İslâm toplumları hâlen şirkler içinde yaşamaktan kendilerini kurtaramamışlardır.

İnsanoğlu mucize yeryüzüne ve daha muhteşem mucize olan gökyüzüne bakar, tüm aklını kullanarak bunları gerçekten Allah yaratmıştır dememektedir. Gerçekten inanarak bu gerçeği insanoğlu idrak edebilse yeryüzü barış içinde olurdu ve lügatlerde savaş kelimesi olmazdı. İnsanoğlu çevresi ile uğraşmaktan kendisini görmüyor, tanımıyor. Gözleri ile eline bir baksa, parmaklarını kapayıp açsa, o parmakları ile 5-10 kilo kaldırsa, etten kemikten olan parmaklarının mafsallarının senelerden beri görevlerini aksatmadan yaptıklarını bir düşünse, ne cıvataları, ne bilyeleri paslanmadan, yağlanmadan hatta bakımları yapılmadan mükemmel çalışmaktadırlar. Bir vincin cıvataları, mafsalları yağlanarak bakımları yapıldığı hâlde 50 sene çalışması mümkün değildir. Evinize aldığınız buzdolabının, elektik fırınının, çamaşır, bulaşık makinelerinin v.s. garantisi en fazla 5 senedir. İnsanoğlu gece gündüz dinlenmeden çalışan kalbini düşünse “Kalp, akıl almaz tasarımı ve durmak bilmeyen atışlarıyla, 1 gün içinde vücudumuzdaki bütün kanın 1000 tam devir yapmasını sağlar. ... Bir insanın ortalama hayatı boyunca ise yaklaşık 2.5 milyar vuruş yapar ve yaklaşık 300 milyon litre kan pompalar. ... Kalp, uyuduğunuz zaman bile saatte yaklaşık 340 litre kan pompalar”. Kalp topraktan yaratılan aküsüz çalışan etten motor, aksatmadan mucize görevini yapıyor. Topraktan yaratılan insan tekrar toprak oluyor. Eğer insanlar ölmeseydi tahminen nüfus 110 milyar olurdu ve yeryüzünde insanların ayakta durmaları mümkün olmayacaktı. “Biz, toprağı diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı? 77/25, 26. Aklını zerre kadar kullanabilen bu gerçeği apaçık olarak görür. “Allah’ın mucizevî işâretlerinden biri sizi balçıktan yaratmasıdır. Yaratıldıktan sonra baktınız ki, birbirinizden farklı (renk ve surette) ölümlü insanlar olup çıkmışsınız! 30/20. Allah’ın aynı anda balçıktan birbirinden farklı birçok insan yarattığı açıkça anlaşılmaktadır. “Allah sizin her birinizi topraktan yaratır, sonra bir damla spermden, sonra sizi iki cinsten biri şekline sokar.” 35/11. İnsanoğulları erkek ve kadın olarak kıyâmete kadar devamlı yaratılacaktır. “Sizi topraktan, sonra bir sperm damlasından ve sonra bir döllenmiş hücreden yaratan Allah’tır. Sonra Allah, sizi çocuklar olarak hayata getirir ve sonra olgunluk çağına erişmenizi ve ardından yaşlanmanızı emreder. Fakat bir kısmınız için daha erken ölüm verir. Bütün bunları takdir eder ki Allah’ın belirlediği vadeye erişesiniz ve aklınızı kullanmayı öğrenesiniz. Hayatı veren ve ölüm dağıtan Allah’tır. Bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece “OL” der ve o şey hemen oluverir.” 40/67. 68. Dünya gününü en güzel açıklayan âyetlerden biridir. Topraktan gelen insan, ahret gününü gitmek için büyük bir bekleme salonu olan toprağa girecektir.

İnsanoğulları üstünde dolaştıkları toprağın gerçek mucize olduğuna hâlen inanmamıştır. Yeryüzünde dolaştığında binlerce atasının toprak olan vücutlarını çiğnediğini düşünmemektedir. İnsanoğlunu topraktan Yaratan Allah, vakti gelince öldürür ve tekrar toprak yapar. Fakat kendisinin de öleceğini ve toprak olacağını insan düşünmek istememektedir. İnsanın ömrü dün, bugün ve yarın olmak üzere üç gündür. Eskilerden “Bu yapılan üç günlük ömre değer mi?” sözünü çok duymuşumdur. İnsan birinci günü olan dününü öğrenemedi, anlayamadı ve anlamakta istemez, ikinci günü olan Dünya Günü’nün mahiyetini, önemini ise hiç anlamamıştır, üçüncü günü olan Ahiret Günü’nüde Kaf Dağı’nın masalı kadar bile anlamamış ve inanmamıştır. Dün gününe inanan insan, bu gününe inanan insan, ahiret gününe inanan insan yeryüzünde kesinlikle böyle yaşamaz. Kendisi ve çevresindeki tüm varlıkların topraktan geldiğini anlayan insanlar, toprak için, mal için, eşya için birbirlerini öldürmezler.

Senelerden beri ahrete inandıklarını iddia eden ve dinen kardeşler olması gereken sözde Müslüman coğrafyası birbirlerini öldürmek için yarışmaktadırlar. Zillet içindeki bu aymazlıklarının tek sebebi şudur, Kur’an’ın içeriğini bilmedikleri hâlde, din konusunda her konuyu bildiklerini zannetmektedirler. Senelerden beri çevremdekilere biliyorsanız bana Kur’an’ı anlatınız, bilmiyorsanız ben size anlatayım dinleyiniz dediğimde “Ne anlatırız ve nede senin anlattığını dinleriz” diyorlar. İşte sözde İslâm coğrafyasının tek aymazlığının sıkıntısı budur.

İnsanlar ve özellikle ahirete inandıklarını iddia edenler, gerçekte inanmamaktadırlar. Sözde inananlar gerçekten ahirete inanmış olsaydılar kesinlikle İslâm coğrafyasının hâli bu durumda olmazdı. Bu bilmezliği yok etmek için, senelerden beri sözde İslâm coğrafyasının hiç bir yerinde olmayan “Kur’an Evi’ni acilen el birliği ile tesis ederek toplumun Kur’an’ın içeriğini öğrenmesine yardım edelim”, davetime bir tek kişiden ses gelmedi. Ses vermeyenler mi yoksa ben mi zarardayım? Düşünenler ve zerre kadar aklını kullananlar karar versinler. “Bu doğru yoldan dönüp başka yola gitmeyi seçerseniz o zaman bilin ki ben size ulaştırmakla görevlendirdiğim mesajı size duyurdum.” 11/57. Ey insanoğlu topraktan geldin ecelin kadar yaşayıp toprak olacaksın ve tekrar dirilerek Hesap Günü’nde yaşadığın hayatının karşılığını alacaksın.

Allah’ın rahmeti selâmı, devlet dinini ve devlet inançlarını terk edenlerin, gerçek ibadetler yapmak için aklını kullanarak düşünenlerin, Kur’an’ın içeriğini öğrenenlerin, öğretenlerin ve öğrenmeye çalışanların üzerine olsun. Rabb’imiz inşallah yarın huzurunda hepimizin bir araya gelip saf tutmamıza yardım etsin, âmin. İnşallah haftaya başka makalemizde buluşma duamızla, her zaman ki gibi makalemizi Asr Sûresi ile bitiriyoruz.

103. ASR SÛRESİ

Rahmân, Rahîm Allah Adıyla

Ey insanlar! Düşününüz zamanın akıp gidişini! Fakat insan Kur’an’a duyarsız, ilgisizdir. Gerçek şu ki, Kur’an’ı terk eden ve dünya sevgisine yönelen insan ziyândadır. Meğerki imana erip inançlarının gereğini ve doğru, yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden olsun, ziyânda olmayanlar işte bunlardır.

♦   ♦   ♦

NOT:

Bu makaleyi en az 10 dostunuza, arkadaşınıza lütfen gönderiniz. Evvelki makalelerimi “kuranin kaybolan yorumlari” isimlisitemde okuyabilirsiniz.

İLETİŞİM:                                                                    Turan GÖZLEVELİ

E-Posta : turangozleveli2@gmail.com                 15 Mart 2018

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !