İSLÂM’DA YALNIZCA FARZ ve NAFİLE İBADET VARDIR

İSLÂM’DA YALNIZCA FARZ ve NAFİLE İBADET VARDIR

Rahmân, Rahîm Allah Adıyla

İslâm dininde yalnızca farz ve nafile ibadetler vardır. Vacip ve sünnet adıyla hiçbir ibadet yoktur. Sünnet ibadet değildir sözünden rahatsız olanlar, kızanlar ve sünneti ibadet kabul edenler şu sorularıma açıkça, mertçe cevap vermelidirler. Allah’tan başkası peygamber de olsa ibadet emredebilir mi? İslâm tarihinde ibadet emreden peygamberler var mıdır? Araştırmalarımda Resulullah dâhil hiçbir peygamberimizin ibadet emrettiğini tespit etmedim. Sünnet konusunda Resulullah’tan buna benzer rivayetlerde “Benden Kur’an’dan başka hiçbir sözümü yazmayınız” emrini vermiştir. Sahabede bu emri titizlikle uygulamıştır. “Resule düşen, yalnızca kendisine indirilen mesajı açıkça duyurmaktır.” 24/54. İnsanlara tek kaynak, tek rehber olan Kur’an duyurulacak, öğretilecektir. Fakat 350 sene sonra, sanki Kur’an sahih değilmiş ve Resulullah bu emrini vermemiş gibi, devlet gücü destekleriyle Resulullah’ın adına birçok sahih kitaplar yazılmıştır. Sözde sahih olan bu kitaplarda uydurulan haberlerle başta farz namazlara, oruçlara, hacca olmak üzere birçok ibadetlere sünnet ibadetlerini ilâve ettiler ve birçok kutsal günler, bayramlar ve bu günlere ait özel ibadetler icat ettiler. Kur’an dışı sözde sahih kitaplarıyla icat ettikleri devlet dini ve inançları hâlen sözde İslâm coğrafyasındayürürlüktedirler. Kur’an bunları yapan şarlatanları uyandırmak için soruyor Peki bu Kur’an’dan sonra, başka hangi habere inanacaklar?” 77/50. Gerçekten inanan insana doğumundan ölümüne kadar fazlası ile Kur’an yeter. Maalesef günümüzün duayen ilâhiyatçıları, tüm diyanet memurları Kur’an’ın yetmeyeceğini iddia ederek, Kur’an’dan önce kendilerinin tanzim ederek yazdıkları sözde sahih kitaplar öğrenildikten sonra ancak Kur’an’ın anlaşılabileceğini hâlen iddia etmektedirler.

Sözde sahih kitaplarını din ve inanç sistemi yapanlar, Resulullah’ın bir olay karşısında susmasını bile vahiy kabul etmişlerdir. Bu saçma iddialarını desteklemek içinde iki türlü vahiy olduğunu iddia ederek,  korkunç ve çok tehlikeli bir saçmalık icat etmişlerdir. Şöyle ki Kur’an yazılı vahiydir dedikten sonra, Resulullah’ın yaptıklarının, söylediklerinin ise yazılı olmayan vahiy olduğunu iddia etmektedirler. Bu şarlatan iddiacılara hep sormuşumdur, Resulullah’ın hayatı boyunca Arapça konuştuğu kesin olduğu hâlde, sizler neden Arapça konuşmuyorsunuz? Resulullah bir yerden bir yere deve ile gittiği kesin bilindiği hâlde sizler neden deve ile dolaşmıyorsunuz? Resulullah’ın pantolon giymediği kesin bilindiği hâlde sizler neden pantolon giyiyorsunuz? Bunlara yazılı olmayan vahiy dediğiniz hâlde neden gereğini yapmıyorsunuz? Bunun gibi benzer sorularım karşısında donup kalmışlardır. Kur’an bu gafilleri uyandırmak için “Allah kuluna kâfi değil mi?” 39/36. sorusu ile ikâz etmektedir. “De ki: “Gerçek şu ki, eğer Allah’ın mesajlarını ve Allah’tan bana ulaşan aydınlığı dünyaya duyurmamış olsaydım, hiç kimse beni Allah’a karşı koruyamazdı ve Allah’tan kaçıp saklanacak hiçbir yer bulamazdım,” 72/22, 23. Allah inanan insana kesinlikle kâfidir, bizde “adam olana sivrisinek saz” deriz.

Bu sözde sahih inanç sahipleri namazların rekâtları, zekâtın miktarları gibi bazı ibadetlerin teferruatları Kur’an’da yok diyerek, cahiliye tarihini de bilmediklerinden icat ettikleri sahih kitaplarındaki sahte bilgileri savunurlar. Kur’an’da emredilen farz ibadetler cahiliye döneminde biliniyordu. İbrahim peygamberimizin öğretilerinden hayatta kaldıkları kadarı ile amel edenler (hanef dininde yaşayanlar), namaz, oruç, haç ibadetlerini, zekâtı, faizi ve gusül, namaz apteslerini biliyorlardı. Kur’an insanlara bilmediklerini öğretmektedir. Kur’an bu ibadetler için, “eskilere olduğu gibi sizlere de farz kılındı” dediğinde, sahabelerin de bu ibadetlerin içeriği hakkında hiçbir soru sormadıklarından kesin olarak bildikleri anlaşılmaktadır.

Resulullah mescitte farz namazın dışında kesinlikle nafile namaz kılmamıştır. Cemaate kıldırdığı tüm namazları da besmeleli ve sesli kıldırmıştır. Besmelesiz ve sessiz kılınan namazlar kesinlikle namaz değillerdir. Saltanatını ve yöneticilerini korumak için, Müslümanların yaptıkları ibadetlerinin onları korumaması için cemaat namazlarının besmelesiz, öğlen, ikindi namazlarının sessiz kılınmasını emreden Yezid’in bu vahşi emri hâlen sözde İslâm coğrafyasının her yerinde geçerli olup aksatılmadan Kâbe dâhil her yerde uygulanmaktadır. Sözde İslâm coğrafyasında yapılan ibadetler Müslümanları kötülüklerden korumamaktadır. Senelerden beri bu korkunç hatayı çevr4emdeki ilâhiyatçılara, müftülere ve diyanet başkanlığına defalarca yazdığım hâlde yanlışlık düzeltilmedi. Prof. Dr. Hayreddin Kahraman “Besmele Fatiha’nın birinci âyeti olmadığından okunmamaktadır” cevabını verdi. Müftü’de “namaz kıldırma memurları besmeleyi içlerinden okurlar, sende hüsnü zan ederek okuduklarına inanmalısın” dedi. “Ya imam unutmuşsa veya gerçekten okumamışsa, insanları şüpheye düşüreceğini açıktan okusa daha güzel değil mi?” dediğimde, “Beğensen de beğenmesen de namazlar besmelesiz okunacaktır” dedi. Allah, Neml sûresinde her işinize benim ismimle başlayınız” emrini vermiştir, cemaatle kılınan namaza da besmele âyet olmasa bile namaza kesinlikle besleme ile başlanmalıdır. Tekrar yazıyorum besmelesiz ve sesiz kılınan cemaat namazları kesinlikle namaz değildir. Çevremdeki imamlara ve cami cemaatine bu hatayı açıkladığımda “Haklısın, doğru söylüyorsun” diyen imam, namazı sessiz kıldırmaya ve cemaatte arkasında durmaya devam etmektedirler. İbadetler yanlış yapılıyor şikâyetleri inceleneceğine, inatlaşarak ve bilinçli olarak yanlışa devam edilmektedir. Yaptıkları sözde ibadetler bu insanları kötülüklerden kesinlikle korumazlar. Kur’an’dazikredilmeyen tüm ibadetler bidattir ve şirktir.

Allah’ın rahmeti selâmı, devlet dinini ve devlet inançlarını terk edenlerin, gerçek ibadetler yapmak için aklını kullanarak düşünenlerin, Kur’an’ın içeriğini öğrenenlerin, öğretenlerin ve öğrenmeye çalışanların üzerine olsun. Rabb’imiz inşallah yarın huzurunda hepimizin bir araya gelip saf tutmamıza yardım etsin, âmin. İnşallah haftaya başka makalemizde buluşma duamızla, her zaman ki gibi makalemizi Asr Sûresi ile bitiriyoruz.

103. ASR SÛRESİ

Rahmân, Rahîm Allah Adıyla

Ey insanlar! Düşününüz zamanın akıp gidişini! Fakat insan Kur’an’a duyarsız, ilgisizdir. Gerçek şu ki, Kur’an’ı terk eden ve dünya sevgisine yönelen insan ziyândadır. Meğerki imana erip inançlarının gereğini ve doğru, yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden olsun, ziyânda olmayanlar işte bunlardır.

♦   ♦   ♦

NOT:

Bu makaleyi en az 10 dostunuza, arkadaşınıza lütfen gönderiniz. Evvelki makalelerimi “kuranin kaybolan yorumlari” isimlisitemde okuyabilirsiniz.

 

İLETİŞİM:                                                         Turan GÖZLEVELİ

E-Posta : turangozleveli2@gmail.com       29 Mart 2018

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !