İNSANIN TOPLUMA KARŞI GÖREVLERİNİ BİLMESİ ve ÖĞRETMESİ

İNSANIN TOPLUMA KARŞI GÖREVLERİNİ BİLMESİ ve ÖĞRETMESİ

 

İnsanın topluma karşı görevlerinden önce, nereden nereye ve niçin geldiğinin bilinmesi gerekir. Allah insanı üstün, onurlu (1) ve en güzel şekilde yarattı. (2) Sonra Meleklere: “Âdem’in önünde hürmet ederek en güzel şekilde ve sizden üstün yaratıldığını kabul edin!” Dediğimizde, İblis dışında hepsi yere kapandı, o ise ret etti ve üstelik küstahça böbürlendi, kibirlendi. Böylece hakkı inkâr edenlerden oldu. (3) İnsanın yaratılması kendisinden önce yaratılan meleklerin sınavı oldu. İnsanın en güzel, en üstün yaratıldığını kabul eden melekler cennetlik, kabul etmeyen İblis toplumu da cehennemlik oldular.

En güzel yaratılan insan da melekler gibi sınanacaktır. En muhteşem saray olan cennete yerleştirilen insana, “buraya yerleşin, dilediğiniz gibi yiyin, için yalnız şu ağaca yaklaşmayın, aksi hâlde İblis gibi zalimlerden olursunuz” (4) denildi. İnsandan üstün olduğu iddia eden ve kıyâmet gününe kadar bu iddiasını ispatlamak için izin verilen Şeytan (5), onları yoldan çıkarınca (6) sınavı ve cennette yaşama vasıflarını kaybederek cehennemlik oldular. Sınavı kaybeden insanlar, “Ey Rabb’imiz! Biz kendimize yazık ettik bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen hiç şüphesiz kaybedenlerden olacağız! Dediler.” Allah, cennette yaşama haklarını kaybedenlerin tövbelerini kabul ederek, insanlara bir şans daha verdi ve (7) “Buradan çıkıp gidin birbirinize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet mesken edinip orada geçiminizi sağlayın(8). “Orada doğacak, yaşayacak, öleceksiniz ve Kıyâmet Günü oradan dirilip çıkarılacaksınız!” (9) denildi. Allah, “tövbe etmesini öğreten ve kendisine yol gösterici sözleri” (10) vererek, “Ey insanlar! Tıpkı atalarınızın cennetten çıkarılmalarına yol açtığı gibi, Şeytan’ın yeryüzünde sizi ayartmasına izin vermeyin” (11). “Size muhakkak ki Benden doğru yol bilgisi gelecektir. Kim ki Benim doğru yol öğretimi izlerse yoldan sapmayacak ve bedbaht olmayacaktır. Ama kim ki Beni anmaktan yüz çevirirse, bilsin ki onun dar bir hayat alanı olacaktır.” (12)  Dedi.

İnsanın yaratılmasını, yerleştirildiği cennette söz dinlemeyerek yaramazlık yaptığından bir defa daha sınanmak üzere, dünya hayatında adil düzen sağlamakla görevlendirilmesini çok kısa özetledik.

İkinci bir sınana için insana verilen görev şudur: Gönderilen ilâhî mesajları iyi öğrenerek, adaleti, saadeti, üstün ve hakim kılarak yaşamak, yaşatmaktır. Bunu başaran ve uygulayan toplum, insanlığın iyiliği için mücadele eden hayırlı toplumdur (13). İlâhî mesajları öğrenmeyenler, inkâr edenler de hayırsız toplumdur. Hayırlı toplum cennete yönelir, hayırsız toplum cehenneme yönelir. İnsanlar yeryüzünde bu iki toplumdan birini tercih ederek yaşarlar.

İlâhî mesajlara inanan hayırlı toplum, en üstün olmaya yönelir (14), inanmayanlar da hayvandan aşağı olmaya yönelirler (15). Konumuz hayırlı insanların sorumlulukları, görevleri, hayat düzenleridir.

Hayırlı insanların sorumluluğu: Bilgisi ve yaşam tarzı cenneti kazandırmalıdır. Allah’a karşı sorumluluğunu çok iyi öğrenmeli ve gereğini aksatmadan yapmalıdır.

Hayırlı insanların görevi: Kur’an ahlâkını öğrenmeli ve öğretmelidir.

Hayırlı insanların düzeni: Kur’an ahlâkından taviz vermeden yaşamak ve yaşatmaktır.

Yukarıda üç başlıkta kısaca vasıfları açıklanan hayırlı insanlarla, cemaatlerle, beraberseniz ve bu insanlarla mutlulukları ve üzüntüleri paylaşıyorsanız, cennet yolundasınızdır. Eğer çevrenizdeki insanların ve sizin yukarıdaki vasıflarla yakınlığınız yoksa, kesinlikle cehennem yolunda olduğunuzu bilin.

Demek ki aklını kullanarak doğru düşünebilen insanın görevi, kimlerle arkadaşlık, dostluk, işbirliği yapacağını çok iyi tespit etmesidir, “Siz ey imana ermiş olanlar! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar yalnızca birbirlerinin dostlarıdır. Ve hanginiz onları dost edinirse kesinlikle onlardan olur(16).  Allah’ın ve inananların düşmanları ile yaşayan ve inanan olduğunu iddia eden insan, kendisini ve çevresini kandırmaktadır. Allah, böyle yaşam tarzını tercih edenlere yardım etmez, Allah’ın yardım etmediği insan da cennetin kokusunu bile duymaz. Çünkü, bu yaşam tarzını bilerek tercih edenler, dünya hayatında inananlara cehennem hayatı yaşatıklarından, ahirette ebedî cehennemde yaşayacaklardır. “Siz ey imana ermiş olanlar! Müminleri bırakıp hakikati inkâr edenleri dost edinmeyin! Suçluluğunuz konusunda Allah’ın önüne açık bir kanıt mı koymak istiyorsunuz?(17). Yeryüzündeki İslâm toplumlarının yöneticileri, yüzlerce seneden beri apaçık hainlik delilerini Allah’ın önüne koymaya devam ederek, Allah’la mücadele etmelerini de kahramanlık olarak göstermektedirler. İnandıklarını iddia edenlerde, bu sapıkların peşlerinden güle, oynaya, mutluluk içinde gitmektedirler. Fertlerin ahlâkı neyse toplumun da ahlâkı odur, toplumun ahlâkı neyse hak ettiği yönetim de odur. İslâm coğrafyasında sergilenen yönetim ahlâkının ilâhî mesajlarla hiç ilgisi olmadığı gibi, insanlıkla da ilgisi yoktur. Allah’a ortak koşanlar pisliktir (18). Tüm İslâm coğrafyasında inandıklarını iddia edenlerin, kan ve zulüm pisliği içinde yaşadıkları apaçık gözlerimizin önünde durmaktadır. Bunlar Allah’ın dünya hayatında gazap ettiği bir toplumu dost edinmişlerdir. Halbu ki bunlar ne onlardan, ne de inananlardandır, boş yere inandık diyerek yalan söylemektedirler (19). Kur’an ve din hakkında bildikleri efsaneler, hurafelerdir. Namazlarını bile adet hâlina getirmişlerdir. Kıldıklarını namazlarına kalpleri yabancıdır, görülüp takdir edilmeleri için kılarlar (20). İnancın ne olduğunu bilmeyen bu gafil inananlar, ailelerine, çevrelerine hiçbir şey öğretememektedirler. İnandıklarını iddia edenlere soralım, Kur’an’ı öğrenmek için tüm ömrünüzden ne kadar zaman ayırdığınızı biliyor musunuz? Kur’an’a gösterdiğiniz ilgi kadar, ahrette de size ilgi gösterilmesine razı mısınız? Tabii ki kimse razı olmaz, o hâlde mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’a teslim olmaktan alıkoymamasına dikkat ediniz (21). Kur’an’ı, dininizi öğrenmeye hiç olmazsa, yemeğinize ayırdığınız kadar vakit ayırınız.

Kur’an ahlâkının yaşanmadığı ve yaşatılması için mücadele edilmediği toplumda, zaruri ihtiyaçlardan fazla yapılan masraflar, alınan eşyalar haramdır. Maalesef inandıklarını iddia edenler, düşünmeden bol bol israflar yapmaktadırlar. Zenginlerin sofralarından, lokantalardan israf olarak çöpe atılan yemekler, fakirlerin çalınan haram yemekleridir. Gazinolara, yazlıklara, lükslere, eğlencelere, faydasız sohbetlere zamanlarını ayıranlar, Kur’an’ı öğrenmeye zaman bulamadıklarını Allah’ın huzurunda savunabilirler mi? Ayırmadıkları o zamanlar ve yaptıkları tüm masraflar haramdır.

Güçlerini maddî, manevî birleştirdikleri zaman inandıkları gibi yaşamaları mümkünken, bunu yapmayarak seküler düzende yaşamayı tercih edenlere her aldıkları nefes haramdır.

Cahiliye düzeninin insanları çocuklarını kuma gömerek, cennete gönderiyorlardı. Modern inananlar, çocuklarının beslenmesine, temizliğine, giyimine, eğitimine gösterdiği önemi, tizliği, çocuğunun iman bilincine göstermeyerek, cehenneme göndermektedir. Cahiliye insanı mı, yoksa modern inanan mı, hangisi daha zalim?

Ey inandıklarını iddia edenler, zararın neresinden dönülse kârdır. Bir an evvel Allah’a yürekten tövbe edin, inşallah dünyanızı da, ahretinizi de kurtarırsınız (22). Bu size yapılan gerçek bir öğüttür. Arzu eden Rabb’ine varan yolu tutar (23). İnananların bir tek görevleri vardır, Kur’an ahlâkını öğrenmek, öğretmek, yaşatmaktır. Yeryüzünde bundan başka doğru söz yoktur. Bu söze gelmeyenler, öyleyse hangi söze gelecekler? (24).

Ey inananlar, maddi ve manevi tüm güçlerinizle Kur’an ahlâkını öğrenmeye, öğretmeye ve yaşatmaya gerçekten inanıyorsanız, MECBURSUNUZ. Dünyada izzet ve şeref, ahrette cenneti kazanmanın tek ücreti budur.

Yukarıda yazılanlar, Allah’a karşı sorumluluk bilinci duygusunun ve görevinin çok küçük bir özetidir, inşallah hayırlara vesile olur. Allah’a, Kur’an’a, Elçi’lerine inanmak, sözle değil, ancak samimi bilinçle mümkündür. Ebedî cennetin yolunun pusulası ancak bu bilinçtir.

Allah, bütün inananlara bu bilince ulaşmalarını nasip etsin. Bu bilince ulaşmaya çalışanlara selâmlar olsun.

                                                                   

                                                                                                                    Turan GÖZLEVELİ

                                                                                                                    25 Ocak 2010/Tuzla

 

NOT: “YÜCE KUR’AN’IN YORUMU” KİTABIMI  “XEROX ŞİRKETİ” Bilgisayar çıkışı alarak ciltleyip 20 TL.’ye satmaktadır. Benim hiçbir maddi kazancım yoktur. TELEFON 0262 751 24 25 Ali İhsan Bey’e sipariş vererek temin edebilirsiniz. İsteyene @ adreslerine internetten gönderebilirim.

 

HATA ve YANLIŞLARI tgozleveli@hotmail.com ADRESİNE BİLDİRENLERE

TEŞEKKÜR EDERİM.

Beğenenler lütfen dostlarına siteyi ve yazıları tavsiye etsin.


(1) 17/70. (2) 95/4.  (3) 2/34.  (4) 2/35.  (5) 7/15. (6) 2/36. (7) 7/23. (8) 2/36. (9) 7/25. (10) 2/37. (11) 7/27. (12) 20/123, 124. (13) 3/110. (14) 3/139. (15) 7/179. (16) 5/51. (17) 4/144. (18) 9/28. (19) 58/14. (20) 107/4,5. (21) 63/9. (22) 66/8. (23) 73/19. (24) 77/50.

Yorum Yaz