İNANLARIN BİR ARAYA GELMELERİNİ SAĞLAYACAK ASGARİ DİNİ BİLGİLER

İNANLARIN BİR ARAYA GELMELERİNİ SAĞLAYACAK ASGARİ DİNİ BİLGİLER

BİRİNCİ BÖLÜM

Rahmân, Rahîm Allah Adıyla GİRİŞ

Her toplumun ve ferdin apaçık anlayabileceği asgarî bilinmesi gereken, dinî kurallar ve ibaretler hakkındaki düzenlenen dinî bilgiler inşallah hayırlara vesile olur. Maalesef günümüze kadar fertlerin ve toplumların kolayca anlayabileceği şekilde, meal, tefsir ve ilmihaller yazılmamış ve anlatılmamıştır. Günümüzde ihtiyacını karşılayacak dini bilgilerin yazılması acil ihtiyaç olmuştur. Çünkü insanların, Allah, Resul ve Kur’an anlayışları birbirlerinden çok farklı hâle getirilmiştir. Bu farklı anlayışlar, insanların bir araya gelerek, gerektiği gibi inançlı toplum olmalarını engellemektedir. Kur’an beyânlarına göre, asgarî bilinmesi gereken ortak bilgiler ve dini anlayışları derleyerek topluma karşı görev anlayışıyla hazırlanarak bölümler hâlinde sunulacaktır. Bu bölümlerde din ve inançlarla ilgili soruların cevaplarını da bulacaksınız. Bölümleri topladığınızda bir kitaba sahip olacaksınız. Muhakkak halar ve noksanlar vardır ve olacaktır, inşallah sizlerin tenkitlerinizle hayırlara vesile olur. Hataların, yanlışların giderilmesi için gerekli tenkitleri yapanlardan da Allah razı olsun.

İnsanın doğumundan ölümüne kadar, insanın insanla ve insanın eşya (hayvan, doğa) ile münasebetlerini düzenleyen kanunlar, kurallar, örf, adet ve geleneklerin tümü dindir. Dikkat edilirse bu kanunlar ve kurallar insanların eylemlerini, hareketlerini düzenlemektedir. Öyleyse: Toplumların, yaptırım disiplini ve gücü içinde, adalet, eğitim, sağlık, ekonomi ve bunun gibi toplum ihtiyaçlarını ve hareketlerini tanzim eden, egemenlik menfaatlerini koruyan ve bunlar için kanunlar, kurallar geliştiren, her çeşit yaşanan ideolojik sosyal yapı düzenine DİN denir. Yeryüzünde yaşayan toplumlar, ilâhî ve Beşerî olmak üzere iki din kurallarına göre sosyal hayatlarını tanzim ederek yaşamaktadırlar.

İLÂHÎ DİN:

Bütün kâinatı ve içindeki canlıları yaratan Allah’ın, yeryüzünü emanet ettiği insana, yeryüzünde nasıl yaşaması gerektiğini açıklayan beyân, emir ve öğütler. Bu emir ve öğütler, ilk insan topluluğundan başlayarak son Resul Muhammed’e kadar gönderilmiştir. Allah’ın bize bildirdiğine göre, Kitap olarak, Musa peygamberimize Tevrat, Davut peygamberimize Zebur, İsa peygamberimize İncil ve Muhammed peygamberimize Kur’an gönderilmiştir. İlâhî din bir tane olduğu halde, Yahudi, Hıristiyan ve İslâm dinleri olarak isimlendirilmiştir. Allah tarafından, Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an, insanlığa aynı kaynaktan ve aynı murat ile gönderilmiştir. İleri de ilgili konularda bu husus daha geniş açıklanacaktır.

Allah’ın elçileri vasıtası ile insanlara gönderdiği emir ve öğütler, değişmez standartlar kabul edilerek, sosyal hayatın tanzim edilmesine, yaşanmasına ve korunmasına İLÂHÎ DİN veya İLÂHÎ DÜZEN denir.

BEŞERÎ DİNLER:

İslâm dinini kabul etmeyerek, toplumun yaşam kurallarını, insanların belirlediği hükümlere göre tanzim edilerek yaşanan sosyal hayatların tümü beşerî dinlerdir. Yaşanan sosyal hayatın, insanların felsefelerine ve toplumun geleneklerine göre tanzim edilerek uygulanmasına ve korunmasına BEŞERÎ DİN veya TAGUTÎ DÜZEN denir. Günümüzde, milletlerin ve toplumların, farklı farklı beşerî dinlere tabi olduklarını görmekteyiz. Bu sebepten yeryüzünde birçok beşerî din olmasına karşılık, tek bir ilâhî din vardır.

Konumuz beşerî dinler olmadığından bahis edilmeyeceklerdir. Yalnız, ileride İslâm dini konuları ile ilgili oldukları kadarı ile bu beşerî dinlerden bahis edilecektir.

İSLÂM DİNİ

DİN kelimesinin anlamı ve yorumu üzerinde dikkatlice durulması gerekiyor. İslâm kelimesi, ”...Bugün dininizi sizin için kemâle erdirdim. Nimetlerimi tamamını size bahşettim ve Bana teslimiyet olan İslâm'ı sizim dininiz olarak belirledim.” 5/3. “Allah nezdinde tek hak din, Allah’a tam teslimiyet olan İslâm’dır.” 3/19. Rabb’imizin koyduğu yüce dinimizin ismi İslâm’dır. Kur’an’ın ısrarla üzerinde durduğu İslâm Dini, tam mânası ile eylemdir ve yaşanan sosyal hayatın bizzat kendisidir. Anlaşıldığı gibi, din kelimesi isim değil, fiildir. İnanç, ancak eyleme dönüşerek yaşanan bir sosyal hayat düzenine ulaştığında, İslâm Dini meydana gelir. İslâm Dini’ne ulaştırmayan, eyleme dönüşmeyen inançlar da, yalnız bir bilgi ve malûmattan ibarettir.

İslâm Dini’ni iki başlık altında toplayarak açıklayacağız.

1) Devlet ve Devletin Muhafazası Hakkındaki Bilgiler.

2) İnanca ait Bilgiler (Bu konuyu da üç başlık altında toplayacağız).

a) Ahlâka ait Bilgiler.

b) Amel ve İbadetlere ait Bilgiler.

c) Helâl ve Haram konuları Hakkında Bilgiler.

DEVLET ve DEVLETİN MUHAFAZASI- (Temel İbadet)

Kur’an hükümlerinin yaşanan tüm sosyal hayatı tanzim etmesi ile İslâm Devleti tesis edilmiş olur. Bunun yapılmasına Temel İbadet denir. İslâm Devleti’nin korunarak devamlığının sağlanması Temel İbadetin özüdür. Bu Temel İbadet yapıldıktan sonra, Zekât ve Hac ibadeti yapma hakkı kazanılır. Resulullah, Medine’de İslâm Devleti’ni kurduktan sonra Zekât ve Hac ibadetleri emredilmiştir. Çünkü bu ibadetler, ancak İslâm Devleti’nin kontrolü ve koruması altında yapılabilir.

Temel İbadet olan, İslâm Devleti’ni korumayanlar veya İslâm Devleti’nin meydana gelmesi için, maddî ve manevî gerekli gayreti göstermeyen ve bu hususta duyarsız olanların, yaptıkları bütün ibadetler, Allah indinde geçersizdir. Çünkü beşerî din-düzen içinde yaşayanlar, hür olarak inançlarını ve kimliklerini ifade edemediklerinden, İslâm Devleti’nin bir an evvel meydana gelmesinde duyarsız olamazlar. Eğer, duyarsız kalırlarsa, “Tıpkı sizin şimdi yaptığınız gibi, bir ölümlüye itibar edecek olursanız, bilin ki, sonunda mutlaka kaybeden siz olacaksınız.” 23/34. Temel ibadetten kaçanlar, çok büyük günahkârlardır. Bu hususu Kur’an, apaçık beyân ediyor. “Siz de, ey günahkârlar, Allah’ın dışında dilediğinize kulluk edip etmemeniz kendi elinizdedir. De ki: ‘Gerçekten hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini, hem de dost ve akrabalarını kaybedecek olanlardır. Bu apaçık bir kayıp değil midir?” 39/15.İslâm Devleti’nin meydana gelmesi için, hiç bir gayret göstermeyenler ve duyarsız kalanlar, devamlı namaz kılsalar, oruç tutsalar, hac ibadetlerini yapsalar, ahirette bu ibadetlerinin hiç bir faydasını görmeyeceklerdir. İşte gerçek iflâs edenler bunlardır.

İNANCA AİT BİLGİLER

İmanın lügat manası: İnanmak, hakkı kabul ve tasdik etmek, doğruları akletmek, İslâmiyet’i kabul ederek, İslâm dininin bütün hakikatlerini kabul edip, gereğini yerine getirmektir.

İslâm kelimesinin manası: Teslim olmak, boyun eğmek ve gerektiği gibi Allah’a itaat etmektir.

Ey iman edenler, Allah’tan O’na yaraşır biçimde korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün.” 3/102. “Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir.” 41/33. Sıralanan ayetlerden anlaşıldığı gibi, Rabb’imiz ilk Resulünden beri ilâhî dini yaşayanlara Müslüman adını vermiştir. Keza bu ilâhî dini yaşayanlarda, kimliklerini Müslüman olarak belirtmişlerdir. İlâhî kuralların dışındaki Tagutî düzenlere tabi olarak yaşayanlara da Gayrımüslüm denir.

İslâm dinine inananların, senede bir defa, din hakkındaki bilgilerini Kur’an ışığında kontrol etmelidirler. Aralarındaki farklı görüşleri ve ihtilâflarını hâletmek ve doğruları bulmak için, Kur’an’a gidilmesinin gerektiğini hiç bir zaman ihmal etmemelidirler. Kur’an’ın, mesajlarını titizce ve çok dikkatli bir şekilde anlayarak okumalıdırlar ve bu alışkanlıklarıyla, gereken iman seviyelerini daima yükseltmelidirler. Bu gelişmenin hedefi, Allah’a karşı sorumluluk bilincini kuvvetlendirme olmalıdır.

Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olanlar, günlük hayatlarında; işlerinde, sözlerinde, yemeklerinde, seyahatlerinde, v. s. Her yapılacak işte, ilk önce “Rahmân, Rahîm Allah Adıyla”, diyerek başlarlar.

Sorumluluk bilincini idrak eden insan, Allah’a, Meleklere, İlâhî Kitaplara, bütün Resullere, öldükten sonra tekrar dirileceği gün olan Haşre ve Ahiret Günü’ne, düşünerek, aklederek inanmalıdır. Bu konuları iyi idrak edemeyenler, dinin diğer önemli konularında da yanlış anlayışlara kayabilirler. Bu konuları birbirini tamamlayacak şekilde kısaca öğrenelim. Rabb’imiz İnşallah haftaya ikinci bölümde buluşmamızı nasip etsin.

Kur’an ışığında ibadetlerini yapanların, devlet dinini ve devlet inançlarını terk edenlerin, gerçek ibadetler yapmak için aklını kullanarak düşünenlerin, Kur’an’ın içeriğini öğrenenlerin, öğretenlerin ve Allah’tan yana olmaya çalışanların üzerine Allah’ın rahmeti selâmı olsun. Rabb’imiz inşallah yarın huzurunda hepimizin bir araya gelip saf tutmamıza yardım etsin, âmin. Her zaman ki gibi makalemizi Asr Sûresi ile bitiriyoruz.

103. ASR SÛRESİ

Rahmân, Rahîm Allah Adıyla

Ey insanlar! Düşününüz zamanın akıp gidişini! Fakat insan Kur’an’a duyarsız, ilgisizdir. Gerçek şu ki, Kur’an’ı terk eden ve dünya sevgisine yönelen insan ziyândadır. Meğerki imana erip inançlarının gereğini ve doğru, yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden olsun, ziyânda olmayanlar işte bunlardır.

♦   ♦   ♦

NOT:

Bu makaleyi en az 10 dostunuza, arkadaşınıza, lütfen gönderiniz. Evvelki tüm yazılarımı“kuranin kaybolan yorumlari” isimlisitemde okuyabilirsiniz.

                                                                  Turan GÖZLEVELİ

                                                                    05 Nisan 2018/Tuzla

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !