İMRAN AİLESİ, HAZRETİ MERYEM ve HAZRETİ İSA

İMRAN AİLESİ, HAZRETİ MERYEM ve HAZRETİ İSA

Tevrat’a, İncil’e, Kur’an’a inananlar, binlerce seneden beri İmran ailesi, hazreti Meryem ve hazreti İsa hakkında birbirinden farklı görüşler yazmışlar, söylemişlerdir. Bu konuyu aşağıda bolt kırmızı Kur’an yorumlarıyla inşallah açıklamaya, anlatmaya çalışacağız.

İmran Ailesi

Kur’an’ın açıklamasına göre İmran, hazreti Meryem’in babası ve hazreti İsa’nın dedesidir (66/12). İmran ailesi İsrail’in saygın, sevilen dindar ailesidir. Kur’an bu aileyi şöyle tanıtmaktadır,“Gerçek şu ki Allah, Âdem,  Nûh, İbrahim ve İmrân soyunu bütün insanlığın üzerinde bir konuma çıkardı,” 3/33. Hazreti İsa’nın İmran ailesinin köklerinin hazreti İbrahim’e kadar uzandığını da öğrenmekteyiz. Al-i İmran Sûresi’nin (35-37). âyetlerinde İmran’ın büyük bir soyun babası (atası) olduğu vurgulanmaktadır. Kur’an’da Hz. Meryem’in İmran’ın kızı olduğu şu âyetle açıkça ifade edilmiştir. “Bir vakit İmrân Ailesi’nden bir kadın “Ey Rabb’im, rahmimdeki çocuğumu Senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum, benden bunu kabul et, doğrusu yalnız Sen her şeyi duyan, her şeyi bilensin” diye seslenmişti.” 3/35.Babasının İmran olduğunu annesinin ismini öğrenemediğimiz hazreti Meryem’im Harun isminde (19/28) erkek kardeşinin olduğunu da öğreniyoruz. Hazreti Meryem’e “Harun’un kız kardeşi” diye hitap eden kişiler, aslında hazreti Musa’nın kardeşi hazreti Harun’u değil İmran ailesinin oğlu Harun’u kastetmişlerdir! Hz. Meryem'e "Ey Harun'un kız kardeşi!" diye hitap edilmesi,İmran ailesinin hazreti Musa ve hazreti Harun’un din kardeşleri ve onların soyundan geldikleri" anlamını da taşımaktadır. İşte bu soylu “İmrân Ailesi’nden bir kadın “Ey Rabb’im, rahmimdeki çocuğumu Senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum, benden bunu kabul et, doğrusu yalnız Sen her şeyi duyan, her şeyi bilensin” diye seslenmişti. Fakat çocuk doğunca “Ey Rabb’im bak bir kız çocuğu doğurdum.” Dedi. Hâlbuki Allah neyi doğuracağını ve onun istediği erkek çocuğun hiçbir zaman bu kız gibi olamayacağını bilmekteydi. “Ona Meryem ismini verdim lânetlenmiş Şeytan’a karşı onu ve soyunu korumanı diliyorum.” Dedi. Bunun üzerine Rabb’i kız çocuğunu hoşnutlukla kabul etti. Onu güzelce büyüttü ve Zekeriya’nın himayesine verdi.” 3/35-37. Hıristiyanlık ile İslam arasındaki inanç ayrılıklarının temelde hazreti İsa’nın kişiliği ve yaşamı üzerine kurulduğu çok iyi bilinen bir gerçektir; fakat bu inanç ayrılığı hazreti İsa’yı aşıp annesi hazreti Meryem’e kadar uzanır.

Hazreti  Meryem

Hakkında ciltler dolusu rivâyetler, efsaneler uydurulmuştur. “İmran’ınkızı Meryem’in kıssasını, Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyanların diğer bir örneği yaptık: O iffetini korumuştu, bunun üzerine Biz, onun rahmine ruhumuzdan üflemiştik ve Meryem Rabb’inin sözlerinin ve böylece vahyettiklerinin doğruluğunu kabul etmiş ve samimiyetle bağlananlardan biri olmuştu.” 66/12. Ailesi tarafından mabede teslim edilen hazreti Meryem’den de dünyaya bir peygamber, hazreti İsa geliyor. Allah bu kıssaları ile öğrenmek, anlamak isteyen inananlara önemli dersler vermektedir. Hazreti Meryem’in şahsiyetini ve Hazreti İsa peygamberimizin doğumunu, en doğru belge Kur’an beyânlarından öğrenelim:

Hazreti Meryem hazreti Zekeriya’nın yanına geldiğinde yaşı 16-18 civarında reşit yaşa ulaşmış, yalnız başına yaşayabilecek olgunluktaydı. Mâbede gelip-giden kadınlar ve kızlarla iyi bir yakınlık dostluk kurmuştu, onlar da hazreti Meryem’i çok sayıp, sevdiklerinden yanına gelirken, evlerinden ona yiyecek ve ihtiyacı olan güzel şeyler de getiriyor, hediyeler veriyorlardı. Hazreti Zekeriya ne zaman Meryem’i mâbette ziyaret ettiyse yanındaki bu yiyeceklerin ve hediyelerin nereden geldiğini bildiği hâlde sınamak için sorardı, “Ey Meryem bunlar sana nereden geliyor?” Meryem’de “Bunlar Allah’tandır. Allah dilediğine hesapsız rızık bağışlar,” diye cevap verirdi. Getiren ve dağıtan insanlar vesiledir, gerçek veren Allah’tır.

Ailesinden ayrılan mâbede yerleşen hazreti Meryem, Mâbedin doğu yönünde bir yere çekilmişti, öğrenimine ve ibâdetlerine tüm duyguları ile yönelmek için kendisini insanlardan uzak tutuyordu, bu çalışmalarına devam ettiği bir günde, Allah kendisine haber ve müjde meleğini gönderdi. Bu melek ona, eli ayağı düzgün bir insan kılığında göründü. Melek: “Ey Meryem Allah seni seçti ve tertemiz kıldı, seni bütün dünya kadınlarının üstünde bir duruma getirdi. Ey Meryem, Rabb’ine huşû içinde teslim ol ve Allah’ın önünde eğilenlerle birlikte eğil. Dedi”3/42,43.

Meryem meleğigörünce: Senden Allah’a, kuşatıcı rahmet ve esirgeme Sahibi’ne sığınırım, eğer Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyorsan bana yaklaşma! Dedi.

Melek: ‘Ben yalnızca Rabb’imden vahiy alacağını haber veren elçiyim,’ dedikten sonra, Allah’ın hazreti İsa Mesih’i oğul olarak müjdelemesi duyan hazreti Meryem dikkat edin “Ey melek bana hiçbir erkek dokunmadığı hâlde nasıl oğul sahibi olabilirim?” diye sormuyor. Allah’a yönelerek “Ey Rabb’im bana hiçbir erkek dokunmadığı hâlde nasıl oğul sahibi olabilirim?” demesinden Allah’ın doğrudan hazreti Meryem ile karşılıklı konuştuğunu apaçık anlamaktayız. Meleğin görevi, Allah’ın seçtiği insanlara ve Elçilerine vahyedeceğini ve bu görüşme için hazırlıklı olmalarını önceden haber vermektir.

“Allah: ‘Sana tertemiz bir oğul armağan edeceğim!’ Dedi.

Meryem: ‘Ey Rabb’im bana daha hiçbir erkek dokunmamışken, nasıl bir oğlum olabilir? Üstelik ben iffetsiz bir kadın da değilim’ dedi.

Allah: ‘Bu doğru, ancak bu benim için kolay ve böyle olduğu için de senin bir oğlun olacak ve Biz, onu insanlar için katımızdan bir sembol ve aydınlatıcı bir bağış kılacağız!“ 19/18-21.“O zaman Rabb’in: Ey Meryem, Kendisinden bir söz ile Rabb’in sana Meryem oğlu İsa Mesih adıyla bilinecek bu dünyada ve öteki dünyada büyük şeref sahibi ve Allah’ın en yakınlarından olacak bir oğul müjdeliyor. O çocuk, insanlarla beşikten ve yetişkin bir adam oluncaya kadar konuşacak dürüst ve erdemli kişilerden olacak. Demişti. Meryem cevap verdi: Ey Rabb’im bana hiçbir erkek dokunmadığı hâlde nasıl oğul sahibi olabilirim? Dedi. Rabb’i cevap verdi: İşte öyle Allah dilediğini yaratır. Bir şeyin olmasını istediğinde sadece ‘OL’ der ve o şey hemen oluverir. Allah, senin oğluna hem vahiy ve hikmeti öğretecek, hem de Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek, onu İsrailoğulları'na elçi yapacak.” 3/45-49. Bu âyetlerden hazreti Meryem’im karşılıklı olarak Allah ile konuştuğunu apaçık öğrenmekteyiz. Melekler, biraz sonra duyulacak mesajların Allah’tan olduğuna önceden haber vererek, uyarmak, inandırmakla görevlidirler. Yani melekler Allah’ın mesajlarının mühürleri gibidir. Meleklerin telefon zili gibi görev yaptıklarını düşünebiliriz. “Bu Rabb’in tarafından önceden hükme bağlanmış bir şeydir. Bu hükmün üzerin Meryem gebe kaldı ve onunla birlikte uzak bir yere çekildi. Doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sürüklediği zaman: "Keşke bu durum başıma gelmeden önce ölseydim de unutulup giden biri olsaydım!" Diye yakındı. Bunun üzerine hurma ağacının alt yanından bir ses ona şöyle seslendi: "Üzülme, Rabb’in senin alt yanında ufak bir dere akıttı, şimdi hurmanın gövdesini kendine doğru silkele taze hurma dökülsün, sonra da ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen ona: "Ben sınırsız rahmet sahibi Allah için bir süre konuşmaktan kaçınmaya ahdettim, bu yüzden insanlardan kimseyle konuşmayacağım" diye söyle. Böylece, Hz. Meryem mâbedin en kuytu ve sakin bir yerine çekilerek, insanlardan uzak çocuğunu büyüttü. Bir süre sonra yetişkin yaşa gelen çocuğuyla beraber kavmine döndü. İmran ailesinin evlenmemiş bakire kızının yetişkin bir çocukla dönüşü kavminin ileri gelenlerini şaşırttı, "Ey Meryem! Sen gerçekten tuhaf bir iş yaptın, ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir adam değildi, ne de annen iffetsiz bir kadındı. Dediler. Bunun üzerine Meryem onlara bilgi vermesi için çocuğa işâret etti. Onlarda: ‘Daha beşikte ki bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz ki" diye çıkıştılar.” 19/21-29. Kavmin ileri gelenleri haklı olarak, “Evlenmeden çocuk sahibi olmak konusu çok önemli, bu konuyu muhatabımız olmayan çocukla niçin konuşalım,” diyerek hazreti Meryem’ itiraz ettiler. Orta doğuda ve hâlen askerliğini yapmamış yirmi yaşındaki erkek çocuklara "Sen daha beşik çocuğusun," derler. Hatta Türkçemizde askere gitmeyen erkek çocuklara "Senin ağzın daha süt kokuyor" derler. Hazreti Meryem’in muhatapları da bu anlamda yetişkin kabul etmedikleri ve evlenmeden çocuk sahibi olunması gibi ahlâki konuyu bekâr çocukla konuşmayı onurlarına yakıştıramadıklarından itiraz etmişlerdir. Hazreti Meryem’in oğlundan  sonra 6  yıl  daha yaşadığı ve 55  yaşında iken  vefat ettiği rivayet edilmektedir.

Hazreti İsa

“İsa” kelimesi, Süryânice asıllıdır. “Mübârek” anlamına gelir; aslı “Îşau”dur. Bazı Hıristiyan toplumlar “Yesû(s)”, Frenkler “Jesu(s)” derler. “Mesîh” de İbrânice bir kelime olup hazreti İsa’nın bir lâkabıdır. İncil'e göre hazreti İsa'nın Beytüllahim'de doğduğu bildirilir. Bu nedenle de Hıristiyanlar bu şehri kutsal kabul ederler. Bazı kayıtlarda ise hazreti İsa'nın doğum yeri olarak Filistin'de bugünde bilinen  "Nâsıre" dir. Hazreti İsa Nasıre'de dünyaya geldiği için ona "Nâsıreli İsa" derlerdi; nitekim bugün hazreti İsa’nın izleyicilerine "Nesârâ" ya da "Nasrânî" denilmesinin nedeni de budur. Bu yer Kudüs'te bir kasabadır.

Batılı tarihçilere göre hazreti İsa milâdi yıldan dört veya beş sene kadar önce doğmuştur. Yine batılı tarihçilere göre hazreti İsa, Roma İmparatorluğu’nun egemenliğinde bulunan Yahudiye'de Roma valisi Tiberius iktidarı döneminde otuz yaşlarına doğru peygamberliğini insanlara bildirdi. Önce Celile'de sonra Kudüs'te insanları hak dine davet etti. Yahudilerin dinini ikmâl ve dine kattıklarını ilâveleri, yanlışları temizlemek, düzeltmek için gönderilen hazreti İsa, kendisine indirilen İncil adlı kutsal kitapta bunu şöyle anlatır: "Ben yok etmeğe değil, tamamlamaya geldim." Hazreti İsa, hazreti Musa’nın getirdiği ve Yahudilerin tahrif ettiği Eski Ahid'i yanlış ilavelerden kurtarmaya, ilk hâlinegetirmeye ve Yahudilere din adamları tarafından konan çok zahmetli hükümleri hafifletmeye çalıştı. Memleketi Celile'de Genaseret gölü kıyısında ilk vaaz ve tebliğlerini bildiren hazreti İsa, daha sonra Kudüs'te tebliğlerine devam etti. Hıristiyanlar hazreti İsa’nın ilâh olduğuna inanırlar. Müslümanların hazreti İsa’ya peygamber demelerini en büyük hakaret kabul ederler.

Kur’an’ hazreti İsa’yı şöyle anlatır: Hazreti Meryem hazreti İsa’yı büyüterek kavmine getirdiğinde, kavimi içinde saygın ve üstün olan İmran ailesinin evlenmemiş kızı bakire hazreti Meryem’in doğurup büyüttüğü çocuğuyla dönmesine herkes çok şaşırdı. Saygı duydukları hazreti Meryem’den bu konuda tatmin olacakları cevabı almak için sorular sordular. Sorularına verdiği cevaplarla tatmin olmamakta direnince, o hâlde bana inanmıyorsanız sorularınızı çocuğuma sorunuz dedi. Nihayet hazreti “İsa otuz yaşına erişince, "Bakın ben Allah’ın kuluyum, Allah bana ilâhî mesaj bahşetti, beni Resul yaptı ve nerede bulunursam bulunayım beni kutlu ve erdemli kıldı. Yaşadığım sürece bana salâtı ve arınmak için vermeyi emretti. Anamı saygıyla gözetmemi ve beni merhametten yoksun bir zorba kılmadı. Bunun içindir ki, doğduğum gün selâm benim üzerimdeydi. Öleceğim gün ve hayata yeniden döndürüleceğim gün yine benim üzerimde olacaktır!" Dedi. Meryem oğlu İSA hakkında, üzerinde öylesine derin bir anlaşmazlığa düştükleri doğru açıklama işte budur. Bir oğul edinmek Allah’a asla yakıştırılamaz, sınırsız yüceliğiyle Allah böyle bir şeyin üstünde, ötesindedir. Allah, bir şeyin olmasına hükmettiği zaman ona yalnızca "OL" der ve o şey hemen oluverir.” 19/30-35. Allah, ilk insanları nasıl çamurdan yarattıysa, “OL” emriyle, hazreti İbrahim peygamberin kısır ve çok yaşlı hanımı hazreti Sara’nın hazreti İshak’ı doğurması, hazreti Eyüp peygamberin çok yaşlı eşinin çocuklar doğurması, hazreti Meryem’in de babasız hazreti İsa peygamberi doğurması, insanların akıl etmeleri, aydınlanmaları içindir. Bundan sonra hazreti İsa’nın İsrailoğulları’na Elçiliğini ilân etmesiyle, inkârcılarla mücadelesi başlamaktadır.

 “İsa Rabb’inizden bir mesaj getirdim. Sizin şu çamurlaşmış sosyal yapınızı Allah’tan aldığım mesajların gereğini uygulayarak kaderinizi, geleceğinizi yeniden düzenleyeceğim. Artık Allah’ın izniyle sizin kaderiniz iyi olsun. Gerçeği göremeyen gözlere hakikati göstereceğim ve hastalıklı hatalı düşüncelerden sizi kurtaracağım. Rabb’lerinden uzaklaşarak manen ölmüş olanları, tekrar Rabb’lerini tanıtarak hayata döndüreceğim. Neleri yiyebileceğinizi ve evlerinizde neleri saklayabileceğinizi size bildireceğim, şüphesiz eğer gerçekten inanıyorsanız bütün bunlar da sizin için bir mesaj vardır. Ben Tevrat’tan günümüze kalanlarının doğruluğunu tasdik etmek ve önceden size yasaklanmış olan şeylerin bazısını helâl kılmak için geldim ve size Rabb’inizden bir mesaj getirdim. Öyleyse Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın ve bana tâbi olun. Kuşkusuz Allah benim de Rabb’im sizin de Rabb’inizdir. Öyleyse yalnız Allah’a kulluk edin, bu dosdoğru bir dinin yoludur.

İsa onların hakikati reddettiklerinin farkına varınca sordu: “Kim Allah yolunda benim yardımcılarım olacak?” Beyazlar giyinmiş havariler hakikati anlayarak “Allah yolunda biz senin yardımcıların olacağız. Biz Allah’a inanırız Sen de şahit ol, biz Allah’a teslim olmuşuz. Ey Rabb’imiz bize yücelerden indirdiğine inanıyor ve bu Elçi’ye tâbi oluyoruz. O hâlde bizi hakikate şahitlik yapanlarla bir tut!” Diye cevap verdiler. İnanmayanlar İsa’ya tuzak kurdular. Fakat Allah onların tuzaklarını boşa çıkardı. Çünkü Allah tuzak kuranların tümünün üstündedir.

O zaman Allah: Ey İsa demişti Seni ölüme yollayacağım ve Katıma yücelteceğim ve seni hakikati inkâra şartlanmış olanların arasından çekip arındıracağım. Sana tâbi olanları Kıyâmet Günü hakikati inkâra şartlanmış olanların çok üstüne çıkaracağım. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda Ben hüküm vereceğim. Hakikati inkâra şartlanmış olanlara gelince, onlara bu dünyada ve ahirette şiddetli bir azap çektireceğim ve onlar kendilerine yardım edecek kimse bulamayacaklar. Fakat iman edip doğru ve yararlı işler yapanlara Allah mükâfatlarını tam olarak verecektir. Zira Allah zalimleri sevmez.”  3/49-57.

 “İşte o zaman Allah şöyle diyecek, “Ey İsa, seni nasıl Kutsal Ruh ile güçlendirerek küçük yaştan ve yetişkin bir adam olana kadar insanlarla en güzel şekilde konuşmanı sağladığımı ve nasıl sana Tevrat’ı ve İncil’i ihtiva eden vahiy ve hikmeti öğrettiğimi, nasıl Benim iznim ile çamura batmış bir toplumu eğiterek sana uyanların kaderini değiştirdiğini ve sonra yine benim iznimle onların kaderi olması için nasıl kör ve çürümüş toplumu öğütlerimle iyileştirdiğini ve manen ölmüş olanı öğütlerimle dirilterek ayağa kaldırdığını, ey Meryem oğlu! Hatırla sana ve annene bağışladığım nimetleri, sen İsrailoğulları’na hakikatin bütün kanıtları ile geldiğinde ve onlardan hakikati inkâra şartlanmış olanların “Bu aldatmacadan başka bir şey değildir!” Dedikleri zaman, sana zarar vermelerine nasıl mâni olduğumu ve hatırla o vakti ki, beyazlara bürünmüş olanlara Havarilere “Bana ve Elçi’me inanın!” Diye senin dilinden vahyetmiştim, onlar “Biz inanıyoruz ve şahit ol ki kendimizi Allah’a teslim etmişiz!” Diye cevap verdiler. O zaman beyaz elbiseliler “Ey İsa, ey Meryem oğlu! Rabb’in bize gökten bir sofra indirebilir miydi?” Dediler, İsa cevap verdi “Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, eğer gerçek müminler iseniz!” Onlar “Biz ondan nasiplenmek isteriz ki kalplerimiz sükûnete ulaşsın, bize hakikati söylediğini bilelim ve biz ona şahitlik yapanlardan olalım!” Dediler. Meryem oğlu İsa “Ey Allah’ım, ey Rabb’imiz! Gökten bize bir sofra gönder o bizim için ilkimizden sonuncumuza kadar sürekli tekrarlanan bir ziyâfet ve senden bir işâret olacaktır ve bize rızkımızı ver, çünkü Sen rızık verenlerin en iyisisin!” Dedi. Allah, “Şüphe yok ki Ben onu size kıyâmete kadar her zaman gönderirim, gökten yağmur yağdırır sizde topraktan biten ekin, sebze ve meyvelerden rızkınızı alırsınız. Topraktan bitenleri yiyerek büyüyen hayvanları rızık olarak kesip beslenirsiniz. Bu sizin için idrak ederseniz büyük bir sofradır, bu şekilde gönderdiğim bu hakikati hanginiz bundan sonra inkâr ederse, bilin ki onu bu dünyada benzerine daha hiç kimseye çarptırmadığım bir azaba çarptıracağım.” Dedi.

İşte o zaman Allah: “Ey İsa, ey Meryem oğlu! Sen insanlara, Allah’tan başka tanrılar olarak bana ve anneme kulluk edin, dedin mi?” Dedi.

İsa cevap verdi: “Sen yücelikte sonsuzsun! Söylemeye hakkım olmayan bir şeyi hiç söyleyebilir miyim? Bunu söylemiş olsaydım Sen muhakkak bilirdin! Sen benim içimdeki her şeyi bilirsin, hâlbuki ben senin Zâtın’da olanı bilemem. Şüphe yok ki yaratılmış varlıkların idrakini aşan her şeyi tam bilen yalnız Sensin. Ben onlara söylememi emrettiğin şeyden başkasını söylemedim. Benim Rabb’im ve sizin Rabb’iniz olan Allah’a kulluk edin dedim ve onların arasında yaşadığım sürece yaptıklarına şahitlik ettim. Fakat Sen bana ölümü verdikten sonra onların koruyucusu yalnız Sen oldun. Zaten Sen her şeye şahitsin. Şayet onları azaba çarptırırsan şüphesiz onlar Senin kullarındır ve eğer onları bağışlarsan şüphesiz yalnız Sensin kudret sahibi, hikmet sahibi!” 5/110-118.

Hazreti İsa'nın Oniki Havarisi

Petrus (Simun): Orijinal metinlerdeki adı "Simon" veya "Simeon"dur. Havari Andreas'ın kardeşi, Celile'li bir balıkçıdır. Kilisesini üzerine inşa edeceği kayaya ithafen "Petrus" adı hazreti İsa tarafından verilmiştir. İsa tarafından kendisine diğer havarilerin önderliği mevkii layık görülmüştür. Roma'da öldürülmüştür. Roma Katolik Kilisesi'nin ilk piskoposu kabul edilir. Hazreti İsa Son Yemek'te kendisini inkâr edeceği bildirdiğinde Petrus buna inanmamıştır. Hazreti İsa, Romalılar ve kendisinin Mesih olduğuna inanmayan Yahudiler tarafından çarmıha gerilmek üzere yakalandığında hazreti İsa'nın Havarisi olduğunu üç defa inkâr etmiştir. Dört İncil'de de bu olay aynı şekilde anlatılır. 29 Haziran Aziz Petrus günüdür.

Akşam Yemeği’nde havarilerinden Yehuda’nın ihaneti ile hazreti İsa Romalılar ve düşmanı Yahudiler tarafından yakalandı ve çarmıha gerilerek öldürülmesi cezasının uygulanmasındaki olaylarda, hazreti İsa, hazreti Meryem ve gerçek İncil kaybolmuştur. Hâlen nasıl kayboldukları, nerede oldukları bilinmemektedir. Ne hazreti İsa’nın ve ne de hazreti Meryem’in gerçek mezarları bulunamamıştır. Hazreti İsa aleyhisselâmın dinine inanmış görünüp cemaatine karışan Bolüs adındaki bir Yahudinin,  hazreti İsa aleyhisselâmın kaybolmasından sonra hakiki İncili yok ettiği rivayet edilir. Bizans İmparatoru tarafından M.S. 325 yılında İznik şehrinde toplanan Piskoposlarkonseyinde, 4.400’ü aşkın değişik el yazması İncil’ler arasından en uygun görülen dört farklı Matta, Markos, Lukai Yuhanna İncil’leri seçilmiştir. Gerçekte toplanan tüm İncil’lerin gerçek İncil’le hiçbir benzerlikleri yoktur.

Andreas: Simun'un kardeşi, Celile'li balıkçı. X şeklindeki çarmıhta ölmüştür. İskoçya ve Rusya'nın baş azizidir. 30 Kasım Aziz Andreas günüdür.

Büyük Yakup: Zebedi'nin oğlu, Yuhanna'nın kardeşi. I. Herod Agrippa tarafından öldürülmüştür. 25 Temmuz Aziz Yakup günü olarak kutlanır.

Yuhanna: Zebedi'nin oğlu, Yakup'un kardeşi. Yeni Ahit'in dördüncü incili olan İncil’ini yazmıştır. 27 Aralık Aziz Yuhanna günüdür.

Filipus: 1 Mayıs, Aziz Filipus günüdür. Sezar'a karşı gelmesinden dolayı, Türkiye'de bulunan (Hierapolis) Denizli/Pamukkale vilâyetinde Roma askerlerince öldürülmüştür. Mezarı Pamukkale'de bulunmaktadır.

Bartalmay: Ermenistan'da canlı canlı derisinin yüzüldüğü söylenir. Bu nedenle dericilerin azizidir. 24 Ağustos Aziz Bartolomew günüdür.

Tomas: "Şüpheci Tomas" veya "İkiz" olarak da bilinir. Hazreti İsa'nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söylemiştir. 21 Aralık Aziz Tomas günüdür.

Matta: Vergi memurudur. Yeni Ahit'in birinci incili olan İncil’inin yazarıdır. 21 Eylül, Aziz Matta günüdür.

Küçük Yakup: Alfay'ın oğlu. Doğu Kilisesi'nde 10 EkimBatı Kilisesi'nde 1 Mayıs Aziz Yakup günüdür.

Yehuda (Taday): Yakup'un kardeşidir. Pers topraklarında Simon ile birlikte öldürülmüştür. 28 Ekim Simun'la birlikte Azizler günü olarak kutlanır.

Simun (Yurtsever): Pers topraklarında Yehuda (Taday) ile birlikte öldürülmüştür. 28 Ekim Taday'la birlikte Azizler günü olarak kutlanır.

Yehuda (Katil): 30 gümüş dinar için hazreti İsa'ya ihanet ederek yakalatmıştır. Vicdan azabından intihar etmiştir. 2006 yılında da National Geographic Society tarafından yaklaşık 1800 yıl önce yazılmış "Yehuda'nın Müjdesi"'ne ulaşılmıştır. Yehuda'nın Müjdesi, İskariot (katil) olarak adlandırılmış olan Yehuda'nın hazreti İsa'yı Romalılara ve düşmanı Yahudilere ispiyonlamasının arkasında başka güdüler olabileceği ve suçsuz olabileceği tartışmalarını gündeme getirmiştir.

Matthias: 13. Havari. Yehuda'nın yerine seçilmiştir. Doğu Kilisesinde 9 AğustosBatı Kilisesinde 14 Mayıs Aziz Matthias günüdür.

Barnabas: Yazdığı İncil’inde hazreti İsa’nın ölümlü insan olduğunu ve hazreti Muhammed’in geleceğini açıkladığı için Papa ve Patrik havarilik unvanını kaldırarak aforoz etmişlerdir. İnşallah haftaya Barnabas İncili hakkında önemli bir röportajı yazacağım.

13 Havari olduğu hâlde, 13 rakamını uğursuz saydıklarından 12 havari kabul edilmiştir. Havariler, hazreti İsa’nın tebliğ ettiği İncil’i muhafaza edememişlerdir. İlâhî mesajları ekip hâlinde sistemli, düzen içinde yazarak, güven, emniyet ve koruma tedbirleri almadıklarından, baskına uğradıkları son akşam yemeğinde yazdıkları İncil ve tüm kayıtlar alınarak Yahudiler tarafından imha edilmiştir. Daha sonra, Matta ve Yuhanna akıllarında kaldığı kadardı ile İncil’e benzeyen kitap yazmışlardır. Bu iki kitabı örnek alan Markos ve Lukai değiştirerek kendi kitaplarını yazmışlardır. Hazreti İsa’nın ilk tebliğe başlamasıyla son akşam yemeğine kadarki çalışmalarının, vaazlarının, olayların tutulan günlükleri, gerçek İncil’e benzetilerek baplara ayrılmış, bapları da numaralanarak âyetler hâlinde düzenlenen dört kitaba İncil/Müjde ismi verilmiştir. Günümüze kadar gelen İnciller bunlardır.

♦    ♦    ♦

Cennete koşma yarışınızda başarılar dua eder, inşallah pazartesi günü Kamer Sûresi’nin anlatımında buluşmak üzere selâmlarımı, saygılarımı sunarım.  

NOT:

a) Bu yazıları en az 10 dostunuza, arkadaşınıza lütfen gönderiniz.

b) Evvelki yazılarımıhttp://kuraninkaybolanyorumlari/ sitemde okuyabilirsiniz.

 

                                                                                D. A. Turan GÖZLEVELİ

                                                                                15 Mart 2012/Tuzla

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !