DİN GÜNÜ

DİN GÜNÜ

Rahmân, Rahîm Allah Adıyla

Giriş:

İnsanlığı başıboş bırakmayan Rabb’imiz, tüm insanlığa emirlerini, öğütlerini Kur’an’la bildirdi isteyen inansın isteyen inkâr etsin buyurdu. "Bu Kur’an Rabb’inizden gelmiştir, artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin" 18/29.“Bu bir öğüttür. Dileyen Rabb’ine varan bir yol tutar.” 73/19. Fakat Rabb’imiz, insanın dünya yaşamında yaptıklarının ve yapmadıklarının mutlaka dünyada da ve ahrette de bir karşılığını verecektir. Allah’a ve Kur’an’a teslim olanlarla isyân edenlerin karşılıklarını alacakları günün ismi Din Günü’dür. Öteki dünya olarak bildiğimiz ahiret gününün başlangıç bölümü Din Günü’dür, Kur’an Din Günü’nü Hesap Günü olarak da açıklamaktadır, “Hesap Günü nedir bilir misin? Evet!, Evet! Hesap günü nedir bilir misin? O, hiçbir insanın başka birine zerre fayda sağlayamayacağı bir Gün’dür. Çünkü o Gün açık seçik görülecektir ki, Hâkimiyet yalnız Allah’a aittir.” 82/17-19. Rabb’imiz kesin adaleti ile Hesap Günü’nde tüm insanlar için sonsuzluğa kadar geçerli olacak hükmünü verecektir. Yaratılış günü, yeryüzü günü ve ahret günü olmak üzere gerçekte insanın üç günü vardır.

Din günü:

Din:Hüküm veya hüküm koymaktır. Tüm devletlerin seçtikleri ve uydukları sosyal yaşam kuralları dindir. Monarşi, Meşrutiyet, Oligarşi, Demokrasi, Otoriter, Totaliter, Teokrasi, Teokratik,, Cumhuriyet, Komünizm, Sosyalizm v.s. yönetimlerin hepsi beşeri dindir. Tevrat, İncil, Kur’an ilâhî yaşam düzenin din kurallarıdır.İnsanı Yaratan Allah, “Bana teslimiyet olan İSLÂM DİNİ’ni sizin dininiz olarak belirledim.” 5/3. Buyurmuştur. İnsanın doğumundan ölümüne kadar adalet, ahlâk ve tüm sosyal yaşam kurallarını din olarak koyan Allah’tır ve ismini de kendisi koymuştur. "Mâlikiyevmiddin(Din gününün mâliki) 1/3." Tek kelime ile açıklarsak iman ve tüm ibadetlerin özü, bileşkesi Allah’a teslimiyette buluşur. Kur’an’ın öğrettiği gibi Allah’a teslimiyet yapılmıyorsa ibadetler tamamen teferruattır. İnsanın doğumundan ölümüne kadar yeryüzündeki ikinci günün yaşam süresi bir anlamda tek bir gündür, yani Din Günü’dür. Her insanın aksatmadan, ertelemeden sabırla yaşadığı dinin hükümlerini yapması kesinlikle farzdır. İnsanın dünya yaşamındaki (tek bir günde) yaptıklarının, yapmadıklarının hesabının karşılığı yarın Rabb'in huzurunda “Din Günü”nde verilecektir. 

Dünya hayatındaki din gününü yaşayan ahiretteki din gününde kesinlikle kazanacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde ilâhî din olan İslâm dini terk edildiğinden yaşanmamaktadır. Kur’an adaletinin, ahlâkının hükümleri yeryüzünün hiçbir yerinde uygulanmamaktadır. Gerçekte bu yapılan Kur’an’ın dolaylı olarak inkâr edilmesidir. Allah’ı ve Kur’an’ı bilerek, bilmeyerek inkâr edenlerin, yalanlayanların ahrette Din Günü’nde karşılaşacakları hakikat karşısında korkunç ümitsizliğe düştükleri gündür. Din Günü hiçbir kimsenin kimseye yardımı düşünemeyeceği, yardım edemeyeceği gündür. Bu apaçık olumsuz gerçek ortada dururken, sözde 57 İslâm devletlerinde beşeri yaşam düzenlerine ilâhî düzenin namaz, oruç, hac ibadetleri montaj edilerek kandırılan toplumlar, her gün beş vakit namazlarının her rekâtında “Din Günü’nün Sahibi olan Rabb’imize itaat ederiz” diyenler yalnızca kendilerini kandırmaktadırlar, çünkü Allah’ı kandırmak mümkün değildir. Yapılan Kur’an’sız ibadetlerin ne fertleri ve ne de toplumları kötülüklerden korumamasının gerçek sebebi açıkça söylenmelidir. “Kral çıplaktır”.

Allah’tan ve Kur’an’dan kendilerini ayıran sözde İslâm coğrafyasının insanları dününü, bu gününü, yarınını düşünmeden mutlu olarak yaşadıklarını zannediyorlar. Maalesef 1400 seneden beri yüzlerce sözde dine hizmet adı altında bu zavallı insanlar maddi ve manevi kandırılmaktadırlar. Hac ve umre ibadetleri dini turizm hâline dönüştürüldü, cemaat namazları besmelesiz ve öğlen, ikindi namazları saygı duruşu hâlinde sessiz kıldırılmaktadır. Kur’an dışı dinin bu sahte ibadetleri ne insanları ve nede toplumları kötülüklerden korumamaktadır. Bu gerçekleri senelerden beri söylediğim ve yazdığım içim çevremde kimse kalmadı. İnşallah Din Günü’nde kaçacak yer b ulamayacaklar.

İslâm coğrafyasının bu sefil hâlinin gerçek sebebi Emevilerin başlattığı insanlara Kur’an’ın içeriğinin öğretilmesinin yasağının hâlen devam ettirilmesidir. Yazdığım, söylediğim bu gerçeklere inanmayarak kızanlara hep şunu söyledim, beni yalanlamanız, kızmanız sizi haklı çıkarmaz, hiç olmazsa yeryüzünün bir yerinde Kur’an’ın gerçek içeriğinin öğretildiği bir okulcuk gösterirlerse haklı çıkarlar ve bende özür dilerim. Unutmayın ki bu vahyedilen Kur’an bütün insanlığa bir öğütten ibarettir!”6/90.“Öyleyse, Rabb’inizin kitabından size vahyedileni insanlara duyurunuz.”18/27. İnşallah ölmeden Kur’an’ın içeriğini öğretecek olan Kur’an Evi projemin acilen gerçekleştimesi için devamlı Rabb’ime dua ediyorum.

Kur’an’ın bugün içeriğini öğrenerek, anlayarak yarınki din gününe hazırlananların, Kur’an ışığında ibadetlerini yapanların, devlet dinini ve devlet inançlarını terk edenlerin, gerçek ibadetler yapmak için aklını kullanarak düşünenlerin, Kur’an’ın içeriğini öğrenenlerin, öğretenlerin ve Allah’tan yana olmaya çalışanların üzerine Allah’ın rahmeti, selâmı olsun. Rabb’imiz inşallah yarın huzurunda hepimizin bir araya gelip saf tutmamıza yardım etsin, âmin. Her zaman ki gibi makalemizi Asr Sûresi ile bitiriyoruz.

103. ASR SÛRESİ

Rahmân, Rahîm Allah’ın Adıyla

Ey insanlar! Düşününüz zamanın akıp gidişini! Fakat insan Kur’an’a duyarsız, ilgisizdir. Gerçek şu ki, Kur’an’ı terk eden ve dünya sevgisine yönelen insan ziyândadır. Meğerki imana erip inançlarının gereğini ve doğru, yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden olsun, ziyânda olmayanlar işte bunlardır.

♦   ♦   ♦

NOT:

Bu makaleyi en az 10 dostunuza, arkadaşınıza, lütfen gönderiniz. Evvelki tüm yazılarımı“kuranin kaybolan yorumlari” isimlisitemde okuyabilirsiniz.

                                                                          Turan GÖZLEVELİ

                                                                          08 Mart 2018/Tuzla

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !