ATALAR DİNİNE KUR’AN’LA TENKİTLER

ATALAR DİNİNE KUR’AN’LA TENKİTLER

Allah hakkında asılsız inançlar:

Allah’ın insanı kendi suretinde yarattığını, Allah’ın yeryüzüne indiğini, meleklerden yardımcılar edindiğini Kur’an dışı kaynaklardan rivayet edilen bu şirk inançlara toplum inandırılmıştır. Hâlbuki “Allah hiç bir şeye benzemez” 42/11. ve “Allah hiç bir şeyle mukayese edilemez.112/4. ve “Allah, hükmünde kimseyi kendine ortak tutmaz” 18/26.Emirlerini iletmek için, ölümleri gerçekleştirmek için, insanların yaşamlarında iyi, kötü işlerini takip etmek için, kabirde sorgulama yapmak için, yarattığı meleklerden yardımcılar edindiğine dair şirklere, ilâhiyatçılarımız ve diyanet teşkilatı insanları inandırdılar. “Göklerde ve yerde olan her şey için, güç sahibi, hikmet sahibi yalnız Allah’tır. Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah’tır öldüren. yaşatan ve dilediğini yapmaya muktedir olan yalnız Allah’tır. Her şey yok olurken yalnız Allah kalacaktır. Akılla eserlerinin görüntüleriyle ve delilleriyle varlığı apaçık görülür. Zâtının hakikati gizlidir, akıllar Allah’ın özünü kesinlikle idrâk edemez. Allah, her şeyin bilgisine sahiptir. Allah, hem toprağa giren ve ondan çıkan her şeyi, hem de gökten inen ve ona yükselenleri bilir. Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir ve Allah bütün yaptıklarınızı bilir.” 57/2-4.

Melekler hakkındaki asılsız inançlar:

Meleklerin Allah’ın yardımcıları olduklarına, yiyip, içmediklerine, günah işlemediklerine, isyân etmediklerine, en üstün yaratılmış olduklarına, iblisin melek olmadığına, azrail’in ölüm olayını gerçekleştirdiğine, israfil isimli meleğin sur’u üfleyerek kıyâmeti başlatacağına, mikail’in yeryüzündeki ormanların, bitkilerin ve ekinlerin yetişmesini sağladığına, Nekir ve Münker isimli meleklerin kabirde sorgu yaptıklarına, insanın sağında ve solunda iki meleğin insanın yaşamında yaptıklarını kayıt ettiklerine inanırlar.

Bu asılsız iddiayı çürüten yüzlerce âyetten birini okuyalım, bakınız Kur’an ne buyuruyor, “Bütün övgüler döl edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, güçsüzlükten, düşkünlükten ötürü herhangi bir yardıma, yardımcıya gereksinme duymayan Allah’a yakışır”.17/111. bu apaçık beyâna rağmen bu iddiaları yapanlar Allah’ı tanımadıkları gibi Kur’an’ı da inkâr etmiş olmaktadırlar. Bu asılsız iddiaya bir âyet daha ilâve edelim “Ben onları ne göklerin ne yerin yaratılışına tanık kıldım, ne de kendilerinin yaratılışına. Ayrıca, insanları yoldan çıkaran bu varlıkları kendime hiçbir şekilde yardımcı edinmiş de değilim. 18/51. Yiyip, içmeyen yalnızca Allah’tır: Yaratılan her varlık yaşamını devam ettirmek için muhakkak ihtiyacı olan gıdayı almak mecburiyetindedir. Bu asılsız yalana inanmak Allah’a şirk koşmaktır. Yaratılan her varlık hata, yanlış yapar, insanı yaratığında Allah meleklere “Yarattığım insanın sizden üstün ve güzel olduğuna şahit olunuz ve kabul ediniz” emrini verdiğinde, meleklerin bir kısmı kabul ettiler, bir kısmı da isyân ederek kabul etmediler. Kabul edenler melek sıfatlarını devam ettirdiler, kabul etmeyenlerde İblis/Şeytan sıfatları ile lânetlendiler. Bu apaçık olaya göre meleklerin günah işlemediklerini, Allah’a isyân etmediklerini iddia edenler kesinlikle yalan söylemektedirler.

Ahiret hakkında asılsız inançlar:

Ahiret hayatının kabirdeki sorgu ile başladığına,

Ahirette cehennemin üzerindeki sırat köprüsünden geçenlerin kurtulacaklarına,

Resulullah’ın büyük günahlara şefaat edeceğine,

Evliyaların, şehitlerin, annelerin, babaların, sübyanların şefaat edeceklerine,

Cehenneme girenlerin sonunda kesinlikle cennete gireceklerine,

Yöneticiler hakkındaki asılsız inançlar:

Yönetici, zalim, kan dökücü, zina ve içki içen biri bile olsa, isyân edilemeyeceği, aleyhinde konuşulamayacağını iddia ederler, fakat aynı sayfada, “Emaneti ehline verin” hadisinin de rivayet ederler.

Kur’an, 5/47: “...Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar gerçek fasıklardır.” buyurduğu hâlde, “İmam fasık da olsa arkasında namaz kılınır,” iddiasını yaparak Kur’an’ı yalanlarlar.

Tahta geçenin kardeşlerini öldürmesini kanun yapan ve kardeşlerini öldüren için, “Cennetmekân sultan” diyerek, dualar yaptırırlar.

Kardeşlerini, sadrazam, vezir ve paşaları yargılamadan öldürdükleri hâlde, bu zalimlere sanki Allah’ın dostlarıymış gibi, hâlen övgüler ve dualar yaptırırlar.

Mısır’da çocukları hadım etmek için teşkilât kuran ve onbinlerce çocuğu hadım eden ve onbinlercesinin ölümüne sebep olan zalimlere, övgüler, dualar yaptırırlar.

İbadetlerde ki asılsız inançlar:

Hayatlarında hac ibadetlerini yapmayan padişahlara, sadrazamlara, vezirlere, şeyhülislâmlara, valilere, kaymakamlara, din âlimleriymiş gibi dualar yaptırılır.

Camilerin tamir ve bakımında, halka sizin malınız derler, fakat bu camilerde halkı konuşturmazlar, halkın sorunları dinlemezler. Namaz kıldırma memurları camilerde, ücretle mevlût okuyarak camileri ticarethane gibi kullanırlar.

Camilerin memurları, ibadet için değil, para için namaz kıldırırlar. Diyânet işleri, namaz kıldırma memurlarına maaş vermesin namaz kıldırmazlar. Senelik izinlerinde lojmanlarından çıkıp cemaate gelmezler.

Kadınlar, cuma ve bayram namazında camiye sokulmazlar.

Camilere kadınlar için, rahatça abdest alabilecekleri yerler yaptırmazlar.

Şuuru yerinde olan hastaların, “Yattıkları yerden, ameliyatlı ve kanaması olanların sargılarının üzerine mest ederek, namazlarını kılmaları gerekir,” derler, fakat hanımların mutat ay rahatsızlıkların da, “Namaz kılamazlar, Kur’an okuyamazlar ve Kâbe’yi tavaf edemezler”, derler.

Kadınları cemaatten saymazlar, esasında kadınlar, toplumun hiçbir konusunda insan yerine sayılmazlar. Sanki Kur’an’ın emirleri yalnız erkekleri ilgilendiriyor. Kur’an’da erkekler ve kadınlar için ayrı ayrı emirler var mı? Cennete ulaşmak için, erkek kadın aynı emirleri yerine getirmekle mükellef değiller mi? Kadınların ibadet yapmalarını engelleyen erkeklerin, bunun cezasını bu dünyada çektikleri gibi, ahiretteki cezalarını bir bilseler.

Çocukların camilerden kovarlar.

Cinlerin insanlara iyilik, kötülük yapabileceklerini, İnsanların cinlerle evlenebileceklerini, cinlerin insanlara gaipten haber getirebileceklerini, İnsanların cinler vasıtasıyla, başkalarına kötülük yaptırabileceklerini, cinlerin insanları çarpabileceklerine, toplumları inandırdılar.

Bayram namazları icat etmişlerdir,

Teravih namazları icat etmişlerdir,

Öğlen, ikindi namazlarının tamamının sessiz kılınması, akşam ve yatsı namazlarının da üçüncü ve dördüncü rekâtlarının sessiz kılınmasının sebebini hiç kimse bilmemektedir.

Farz namazların haricinde, Resulullah’ın emrettiği iddia edilen sünnet namazlarının da farz gibi kılınması.

Seferî durumda, farz namazlar yarı yarıya kısaltıldığı hâlde, sünnet namazların kısaltılmadan dört rekât kılınması,

Cemaatle, farz ibadetmiş gibi tespih çekilmesinin ve vatanın, milletin devamı ve sağlığımız için “el Fatiha” denilmesinin, sebebini açıklayamamaktadırlar.

Kadir gecesinde, bin aylık ibâdet sevabının olduğunun iddialarına, bir delil gösterememektedirler.

Berât, mevlût, regaip geceleri ihdas edilerek, bu gecelerde yapılan ibadetlerle, cennetler vaat etmektedirler.

Tarikat-Tasavvuf hakkında asılsız inançlar:

Tarikât: Yol, mânevî yol. Usul, tarz.

Tasavvuf:Kalbi dünyanın fânî işlerinden ayrılıp Allah sevgisine bağlanmak.

Bu anlamlarıyla bilinen tarikatın mensupları, şeyhlerine biat ederler ve verdikleri dersleri yerine getirirler. Bu kadar güzel etiketlenmiş paketin içinde, maâlesef İslâm yoktur. Çünkü, tarikata girmenin birinci şartı, ilk önce, aklı ve iradeyi şeyhe teslim edilmesini gerektirir. Bundan sonra da bütün hâl ve ibadetlerinde, vahdet-ül vûcud gereği şeyh de fânî olmak gerekir. İbadetlerde şeyh göz önüne getirilir ve onun vücudunda Allah’a ulaşılacağına inanılır. Artık, Allah sevgisi şeyhten sonra gelir. Bu inanç ve uygulama çok büyük korkunç şirktir.

Mezarlıkta yatanlardan adaklar yapılarak yardımlar istemek,

Allah’tan başka sizi koruyabilecek, size yardım edebilecek kimse yoktur.” 9/116.

Karada, denizde, havadar evliyaların ordumuza yardım ettiğine inanırlar,

Allah’a ve Kur’an’a sarılarak hayatını tanzim edenlerin, Kur’an ışığında ibadetlerini yapanların, devlet dinini ve devlet inançlarını terk edenlerin, gerçek ibadetler yapmak için aklını kullanarak düşünenlerin, Kur’an’ın içeriğini öğrenenlerin, öğretenlerin ve Allah’tan yana olmaya çalışanların üzerine Allah’ın rahmeti selâmı olsun.  Rabb’imiz inşallah yarın huzurunda hepimizin bir araya gelip saf tutmamıza yardım etsin, âmin. Her zaman ki gibi makalemizi Asr Sûresi ile bitiriyoruz.

103. ASR SÛRESİ

Rahmân, Rahîm Allah’ın Adıyla

Ey insanlar! Düşününüz zamanın akıp gidişini! Fakat insan Kur’an’a duyarsız, ilgisizdir. Gerçek şu ki, Kur’an’ı terk eden ve dünya sevgisine yönelen insan ziyândadır. Meğerki imana erip inançlarının gereğini ve doğru, yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden olsun, ziyânda olmayanlar işte bunlardır.

♦   ♦   ♦

NOT:

Bu makaleyi en az 10 dostunuza, arkadaşınıza, lütfen gönderiniz. Evvelki tüm yazılarımı“kuranin kaybolan yorumlari” isimlisitemde okuyabilirsiniz.

                                                                             Turan GÖZLEVELİ

                                                                             11 Ocak 2018/Tuzla

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !